"8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ" NEDENİYLE BAROMUZ TARAFINDAN BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI
Adana Barosu Kadın Hakları Merkezimiz tarafından “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” nedeniyle Avukatlar Salonu’nda basın açıklaması gerçekleştirildi.
Basın açıklamasına Baro Başkanımız Av. Semih Gökayaz, Başkan Yardımcımız Av. Miyesser Ersalan Önenli, Genel Sekreterimiz Av. İlker Güzel, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Av.Sinem Tanrısınatapan, Av. Nevzat Elçi, Av. Timur Ortatepe, Av. Neval
Yurtdaş, Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Ayça Kara Sığırcı, Merkez Başkanımız Av. Açelya Güneş Can, TBB Avukat Hakları Merkezi Üyesi Av. Sabahattin Gümüş ile çok sayıda avukat katıldı.
Adana Barosu Başkanımız Semih Gökayaz, günün anlam ve önemine dair görüş ve düşünceleri paylaştı.
Av. GÖKAYAZ; “ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİ İSTENMİYOR”
Av. Gökayaz, “Yaklaşık iki yüz yıllık Emekçi Kadın Hareketi, Cumhuriyet'in ilanı ve Atatürk devrimleriyle birlikte ülkemizde kendine bir istikamet çizmiş olsa son yıllarda ne yazık ki örgütlü kadın mücadelesi zayıflatılmıştır. Sendikalar etkisizleştirilmiş, kayıt dışı çalışmaya karşı tedbir alınmamış ve fahiş düzeyde artan hayat pahalılığı karşısında ücretler yetersiz kalmıştır. Kadınların sosyal ve ekonomik hayatta erkeklerle eşit düzeyde yer almalarını sağlamak, bir devlet politikası olması gerekirken bu amaç sadece kadın örgütlerinin faaliyet konusu olmasıyla sınırlı kalmaktadır. Yaşadığımız zamanda ne yazık ki kadınlar aşçısından bir gün sonrası, bir gün öncesini aranır hale getirmektedir. Eğitim politikalarından çalışma yaşamına, önlenemeyen kadın cinayetlerinden siyasette kadın temsiline varana kadar her şey iyiye gideceğine daha olumsuz bir tablo ile karşı karşıyayız. Örgütlü kadın mücadelesine hep birlikte destek vererek bu olumsuz tabloyu ortadan kaldırmak hepimizin görevi.” dedi.
Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Ayça Kara Sığırcı tarafından konuya ilişkin TÜBAKKOM basın açıklaması okundu. Kadın Hakları Merkezimizi basın açıklaması metni ise Merkez Başkanımız Av. Açelya Güneş Can tarafından okundu.
Av. Ayça Kara Sığırcı, “8 Mart “eşit işe eşit ücret” isteyen kadınların neredeyse iki yüz yıl öncesinden bugünkü eşitlik ve adalet mücadelemize ışık tuttuğu dayanışmanın ve direnişin adı; tüm dünyada kadının insan hakkı ihlallerine karşı yaşamın her alanında eşitlik ve adalet talep etme kararlılığının, ayrımcılığa ve şiddete karşı duruşun ve örgütlü kadın mücadelesinin sembolüdür” dedi.
Av. CAN, “8 MARTLARI DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ OLARAK HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Av. Açelya Güneş Can açıklamasında kadın haklarına şu ifadelere yer verdi; “Görüyoruz ki; kadınların temel hak ve özgürlükler mücadelesinin tarihi, insan hakları mücadelesi tarihidir. İnsanca çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret amacıyla başlayan bu mücadele, daha sonraki yüzyıllarda hatta ve hatta günümüzde cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelesine dönüşmüştür. Ailede, sosyal hayatın içerisinde, siyasette ve iş dünyasında eşitliğin sağlanması, emek sömürüsünün ve cinsiyet ayrımcılığının sonlandırılması ve kadının insan haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi için; hayatın her alanında son nefesimize kadar, tek başımıza kalsak bile bu uğurda mücadele vermiş kadınlardan devraldığımız bayrağı yine bugünde dalgalandırmak için 8 Martları dayanışma ve mücadele günü olarak haykırmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Baromuz Kadın Hakları Merkezi Basın Açıklaması
167 yıl önce bugün New Yokta tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler ağır çalışma şartlarını protesto etmek ve eşit işe eşit ücret gibi insanca yaşama ve çalışma koşullarına sahip olabilmek adına bir eşitlik mücadelesi başlattılar. 129 dokuma işçisi kadın bu insanca yaşam hakkı ve eşitlik taleplerinin bedelini, atölyelerinde çıkarılan yangında kilitli kapılar ardında can vererek ödediler.
Bundan yıllar sonra, "Zincirlerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yok, fakat kazanacağınız koca bir dünya var" diyen bir başka kadın CLARA ZETKİN 8 Mart'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önererek kadınların mücadelesini tarihin sayfalarına yazdırdı.
Görüyoruz ki; kadınların temel hak ve özgürlükler mücadelesinin tarihi, insan hakları mücadelesi tarihidir. İnsanca çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret amacıyla başlayan bu mücadele, daha sonraki yüzyıllarda hatta ve hatta günümüzde cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelesine dönüşmüştür. Ailede, sosyal hayatın içerisinde, siyasette ve iş dünyasında eşitliğin sağlanması, emek sömürüsünün ve cinsiyet ayrımcılığının sonlandırılması ve kadının insan haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi için; hayatın her alanında son nefesimize kadar, tek başımıza kalsak bile bu uğurda mücadele vermiş kadınlardan devraldığımız bayrağı yine bugünde dalgalandırmak için 8 Martları DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ OLARAK HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ.
2024 yılında sözüm ona uzay çağında olmamıza rağmen, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de fırsat eşitliğinin sağlanamaması nedeniyle, kadınlar eğitim haklarından yoksun bırakılmakta, istihdam olanaklarından yararlanamamakta, yönetim ve karar alma mekanizmalarında yeterince yer alamamaktadırlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği hayatın her alanında kadına yönelik ayrımcılığa ve şiddete, kadın cinayetlerine neden olmaya devam etmektedir. Ülkemizde kadın cinayetlerinin önlenememesini aksine artarak devam etmesinin nedeni de kadını özgür ve eşit bir birey olarak görmeyen zihniyetin beslediği, gittikçe güç kazanan sosyal ve siyasi ortamdır. Bu nedenle aile içinden başlayarak kamusal alana yayılan cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğine neden olacak politikaların sonlandırılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Bizler biliyoruz ki; kadının emek, beden ve en önemlisi de yaşam hakkını koruyamayan yasaların hiçbir meşruiyeti yoktur. Kadın cinayetlerindeki önlenemez artış, istihdam oranlarında kadın sayısının akıl almaz düşüşü; kadın cinayeti davalarında gözümüzün içine baka baka her türden gerekçe ile uygulanan iyi hal ve haksız tahrik indirimlerinin ve her fırsatta kadının yerinin evi ve tek görevinin de çocuk doğurmak olduğunu vurgulayan bir zihniyetin sonucudur.
Hak savunucusu olarak bizlerin temel misyonu “insan haklarını korumak ve geliştirmek, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması için çalışmaktır." uzun mücadeleler ve bedeller sonucunda elde etmiş olduğumuz Kadın Hakları kazanımlarımızdan vazgeçilmesine yönelik her türlü girişimi ve siyasi erkin şiddeti önlemek yerine yargı paketleriyle 6284 sayılı kanunu tartışmaya açmasını ve İstanbul Sözleşmesinden bir gecede tek imza ile çekinilmesini kabul etmiyoruz. Aksine bizler mücadelemizi dünden daha büyük bir inanç ve dayanışmayla sürdürme kararlılığındayız. Bu mücadelede beyaz atlı prenslere, reislere ve kahramanlara ihtiyacımız yoktur.
Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak; bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlemiş olduğumuz Av. Ülcaz ŞAHİN ödül törenini depremde kaybettiğimiz kadın mücadelesinin önde gelen isimlerimden değerli mücadele arkadaşımız ve üstadımız Av. Hatica CAN'a ithaf ediyoruz.
Cumhuriyet Devrimleri ve uzun mücadelelerle elde ettiğimiz kadın hak ve kazanımlarımıza zarar verecek her türlü zihniyetin, söylemin ve girişimin karşısında olacağımızı, şiddetten ve ayrımcılıktan uzak bir Türkiye ve dünya için dayanışma ile mücadele edeceğimizi ve her zaman söylediğimiz gibi İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VE LAİK CUMHURİYETTEN VAZGEÇMEYECEĞİMİZİ KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURUYORUZ.
Türkiye Barolar Birliği
Kadın Hukuku Komisyonu
(TÜBAKKOM) Basın Açıklaması
8 MART ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZİN SEMBOLÜDÜR
8 Mart, “eşit işe eşit ücret” isteyen kadınların neredeyse iki yüz yıl öncesinden bugünkü eşitlik ve adalet mücadelemize ışık tuttuğu dayanışmanın ve direnişin adı; tüm dünyada kadının insan hakkı ihlallerine karşı yaşamın her alanında eşitlik ve adalet talep etme kararlılığının, ayrımcılığa ve şiddete karşı duruşun ve örgütlü kadın mücadelesinin sembolüdür.
Başta, Cumhuriyetimizin devrim yasalarından olan ve kadın ile erkeği eşit konuma getirmeyi amaçlayan laik Medeni Kanunumuz olmak üzere örgütlü kadın mücadelesi sonucunda yasal güvenceye kavuşturulan kazanımlarımızın daha ileriye taşınmasını, toplumsal cinsiyet eşitliğinin mutlak surette sağlanmasını, kadına yönelik şiddeti önleyici bütüncül politikaların geliştirilmesini, cinsiyete dayalı ayrımcılığın ve şiddetin son bulmasını savunurken; İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı bir biçimde keyfiyetle çıkıldığı, şeriat karşıtı düşüncelerini açıkladığı için meslektaşımızın gözaltına alındığı, bir günde 8 kadının katledildiği, uygulanan cezasızlık politikalarının erkek failleri daha da cesaretlendirdiği bir süreçten geçiyoruz. Bütün bunlara rağmen Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında kadınlar sanat, spor ve bilim alanlarında uluslararası arenada elde ettiği başarılarla mücadelemize güç katıyor ve kadınların yıllardır büyük bir inanç ve azimle sürdürdüğü mücadele, demokrasinin temelini oluşturuyor.
TÜBAKKOM olarak; uzun yıllar verilen kadın mücadelesi sonucunda elde edilen kadın hak ve kazanımlarından bizi bir nebze dahi geriye götürecek her türlü söylem, girişim, eylem ve karanlık zihniyetin karşısında olacağımızı bir kez daha vurguluyor; kadının insan haklarının yaşama geçirildiği, kadının hayatın her alanında erkekle eşit konumda ve özgür bir birey olarak var olduğu; ayrımcılık, yoksulluk ve şiddetin son bulduğu, kadın emeğinin görünür olduğu bir dünya özlemiyle mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Türkiye Barolar Birliği
Kadın Hukuku Komisyonu
(TÜBAKKOM)